“Hukukun bittiği yerde tiranlık başlar.”  William Pitt             “İnsanların refah ve huzurunun temeli hukuktur.”  Marcus Tullius Cicero             “Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. Hukuk ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir.” Pierre Calamanderi  


                                              AVUKATLAR GÜNÜ

5 Nisan Avukatlar günü olarak anılır.  Gelenektir o gün geldiğinde bir kaç toplantı düzenlenir, nutuklar atılır. Böylece kutlamaların işlevi tamamlanmış sayılır. Toplantılar da dile getirilen konular gelecek 5 Nisana kadar dondurulmak üzere buzdolabına kaldırılıp dondurulur.

 Halbuki Avukatların çok ciddi ancak ısrarla üzerinde durularak çözülmesi gereken sorunları vardır. Bunu yapacak olanda başta Barolar ve Barolar Birliği olmak üzere ilgili mesleki kuruluş ve derneklerdir. Ne var ki adı geçen kurum ve kuruluşlarımız bu konuya yeterince eğilmiyor, günlük ve konjontürel siyasi konularla uğraşarak gücüne ve etkinliğini zayıflatıyor.

 Avukatlar günü nedeniyle mesleğimizin birkaç sıkıntısını ve çözüm önerilerilerimizi burada ifade etmek istiyorum.

Avukatlık mesleğinin önündeki sınav şartının değişik mülahazalarla kaldırılmış olması, Türkiye’de açılan onlarca fakülteden mezun olanların büyük çoğunluğunun avukatlık mesleğini yapmalarını zaruret haline getirmiştir. Son 15 yılda, 140 yıllık İstanbul barosunun 120 yıldaki kayıtlı üye sayısının ikiye katlanmıştır. Bu bir mesleğin yoğunluk nedeniyle öldürülmesi anlamını taşımaktadır. Hiçbir değerlendirme, sınırlama olmadan mesleğe giren yeni meslektaşlar da, daha öncekiler de, ölmek üzere olan bir mesleği ifa etmek durumunda kalmaktadırlar. Batıdan aldığımız bu mesleğin kaynağındaki ve tatbikatındaki kurallara hiç dikkat etmeden homojen bir meslek olarak ifa ediyoruz. Peki, batıda böyle mi? Avukatlarda meslek içi bir hiyerarşi yok mu? Var. biz de niye yok. Bir yıllık sıradan staj yapan bir avukat ruhsatını aldıktan hemen sonra 30–40 yıllık avukat ile aynı haklara sahip bir şekilde mesleğe başlıyor. Deneyim, olaylara vukufiyet, temsil hiçbir özellik aranmaz.

Değişik mülahazalarla, tesis edilen marka patent vekilliği gibi muhtelif isimlerle mesleğin sahasına müdahale edilmiş, yapılan düzenlemelerle artan avukat sayısının aksine mesleğin ifa edildiği saha daraltılmıştır.

Avukat sayısının dengesiz ve kontrolsüz bir şekilde artması sonucu, ücretler yasal asgari ücretlerinde altına düşmüştür. Ücretlerin bu derece azalması sonucu, avukat bürolarında avukatların değil,   Lise mezunu gençlerin, asgari ücretlerle avukatlık mesleğinin gereği olan birçok işi yapmalarına neden olmuştur. Yani artık Avukatlık asgari ücretle çalışılan bir mesleğe indirgenmiş bulunmaktadır. Avukatlık hizmeti almak isteyen kurum ve kuruluşlar da değişik ifadelerle asgari ücretin altında ücretler önermekte, bu düşük ücretlerle hizmet verecek çokça avukat bulmaktadırlar.

Yabancı hukukçuların paravan müşavirlik şirketleri veya hukuk büroları vasıtasıyla avukatlık sahasına müdahalede bulundukları bilinmektedir. Meslekten olmayan kişilerin açtıkları bürolarda meslektaşlarımızı üç kuruşa çalıştırdıkları da ayrı bir yaradır.

 Dünyadaki krizin bizi etkilemesinden önce bile, Hukuk Müşaviri bulundurmak zorunda bulunan birçok şirket avukat bulundurmamaktadır. Baronun bu konuda takipçi olması görülen bir zarurettir.

Uzun yıllar büyük hayallerle eğitim alan gençlerin mesleğe başladıkları gün, büyük hayal kırıklıklarıyla karşılaştıklarını söylemeye gerek varmı? Bu genç meslektaşlarımızın buldukları her işi yanlış doğru demeden, ücret ve emek değerlendirmesi yapmadan mecburen yapmaları, toplumdaki mesleğe bakış açısını, mesleğin onur ve haysiyetini küçük düşürmektedir. Toplumun nezdinde mesleğimiz her geçen gün maalesef itibar kaybetmektedir.

Maalesef, bütün bu negatif gelişmeler, mesleğimizi, mesleğimizin müntesiplerini, mesleğin toplum nezdindeki itibarını, topluma yön verici etkisini, gücünü ve vasfını azaltmaktan da öteye bitirmektedir. Baroların bu hususlara el atması gerekir diyeceğim ama,  el atacaklarından da hiç ümidim yok. Baro yönetiminde bulunanların istikbal endişesi olmadığı için bütün meslektaşlarını kendileri gibi mamur görüyorlar. Temenni ediyorum gayret ederler, gayretleri de semere verir. Böylece bizim ümitsizliğimiz de ümide dönüşür.

Bu vesileyle bütün meslektaşlarımın avukatlar gününü kutluyor, sağlık, huzur ve bol kazançlı bir ömür diliyorum.

 

bottom